среда, 11 января 2012 г.

Koyu dindar esrar kaçakçıları?

Hizbullah:Kuvvet hormonu alan Mafya Kokain kaçakçılığından milyonlarca dolar kazanıp kendini hala köktendinci bir terör grubu olarak satmak çok zor. Bunu Hizbullah hissediyor Geçtiğimiz ay, Amerikan hükümeti birçok Amerikan ve Lübnanlı iş adamına dava açtı .
İddia: terör örgütünün finansmanına yardım etmek. Manhattan' da açılan bu dava büyük bir suç örgütünün de su üstüne çıkmasına neden oldu: Para aklama, kokain ticareti ve aralarında 30 araba acentasının olduğu, örgüt için para aklayan birçok işyeri. Detektiflerden birisinin deyimiyle Hizbullah "Kuvvet hormonu almış Mafya" gibi. İddianame Hizbullahın ileri gelenlerinden Ayman Joumaa'yı Meksikalı esrar karteli Zeta ile işbirliği yaparak 100 tondan fazla kokain kaçakçılığı yapmak, ve Hizbullah'a yüzlerce milyon dolar kazanç sağlamakla suçluyor. FBI Hizbullah'ın Amerikadan Afrikaya, oradan Ortadoğuya uzanan suç örgütüne sıkıca bağlı olduğunu ispat etmiş. Kurulduğu 1982 yılından itibaren Hizbullah hep kendini bir "karşı koyma örgütü" olarak gösterip, Amerika İsrail ve diğerlerinin Ortadoğudaki sözde adaletsizliğine karşı savaştığını iddia etti, ve Ortadoğuda saygınlık kazandı. Fakat günümüze örgütartık esrar kaçakçıları ve dolandırıcılık yapan kabadayılarla doldu. Bu çelişki, kendine en sadık dindar Şii'lerini bile örgütten soğutabilir. Amerikan hükümeti Arjantin Paraguay ve Brezilya arasında esrar kaçakçılığı ve diğer ve kanun dışı faaliyetlere katıldığını seneler önce açıklamıştı. 2002 de North Carolina'da milyonlarca dolarlık bir sigara kaçakçılığında yakalanan iki kişinin de Hizbullah için çalıştıkları ve kazançlarını Hizbullaha gönderdikleri de ortaya çıktı. O günden beri Amerikan yetkilileri Hizbullah'ın Batı yarıküredeki faaliyetlerin daha yakından incelemeye aldılar. Son iki yılda Meksika esrar kartelleri, ve diğer suç örgütleriye Hizbullah'ın ilişkisini ortaya çıkara birçok olay oldu. Geçtiğimiz ay da, Ayman Joumaa ve 19 arkadaşı tutuklanırken, Lübnana Kanada bankası para aklamadaki baş unsur olarak nitelendi. Hizbullah "doğrudan veya dolaylı olarak esrar kaçakçılığı, para aklama" ve diğer iddiaları reddetse bile, gerçekler ve deliller bu reddi çürütüyor. Her nekadar güzel görünmese de, Hizbullah'ın bu faaliyete devam etmekten başka çaresi yok. İsrailli kaynaklara göre, uluslararası yaptırımlar sonucu İranın Hizbzullah'a yaptığı yardım epey kısılmış. "Lübnanlı Bernie Madoff" sayesinde, Hizbullah herkesin apaçık görebildiği gerçekleri Lübnanda bile yalanlayamıyor: 2009 da Hizbullah örgütüyle ilişkileri olan Lübnanlı işadamı Salah İzzeddin birçok Lübnanlıyı bir milyar dolar kadar dolandırdı. Hizbullah tabiki İzzettin ile bir ilişkisi olmadığını ileri sürdü, fakat sonunda bu olayın mesuliyetini kabullenip zarar görenlere yardım etmek için bir büro açtı. Hasan Nasrallah'ın servetinin 250 milyon dolar, ve grubun diğer liderlerinin toplam 2 milyar dolar servetleri olduğu söyleniyor. Haksızlığa karşı mücadelede mi demiştiniz? Hizbullahı destekleyener, 2008 de Suriyede öldürülen örgütün ileri gelenlerinden İmad Mugniye'nin Beyruttaki lüks hayatını öğrendiklerinde çok şaşırmışlar ve protesto etmişlerdi. Amerika Hizbullah'ın finansman yollarını kesmesiyle örgütün inannırlılığı daha da azalıyor. Lübnanlı Şiiler Hizbullahın savaşçı mı yoksa kendilerine kazanç sağlayan bir çete mi olduğunu sorguluyorlar. Jonathan Schanzer Amerikan Hazina bakanlığında terörism uzmanı olarak görev yapmış, ve bugün Demokrasileri Savunma Kurumunda başkan yardımcısı.

Комментариев нет: